HMK Yönetmeliği Son Hükümler

DÖRDÜNCÜ KISIM

Son Hükümler

Yürürlükten kaldırılan yönetmelik

MADDE 65 (1) Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazıİşleri Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

MADDE 66 (1) Bu Yönetmeliğin, elektronik ortamda yapılmasıöngörülmüş olup henüz UYAP uygulamalarında bulunmayan işlemlere ilişkin hükümleri, gerekli yazılım çalışması tamamlanıp uygulama güncelleme duyuruları yapıldıktan sonra, diğer hükümleri ise yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 67 (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Adalet Bakanı yürütür.

EK -1

ÖRNEK ÖN İNCELEME KONTROL FORMU

Ön İncelemenin Duruşmalı Yapılıp Yapılmadığı

 Ön inceleme duruşmasız yapılmıştır

(HMK m. 138’deki durumda duruşma açılmayabilir)

 Ön inceleme duruşmalı yapılmıştır

Ön İncelemede Yapılan İşlemler

A) Dava Şartları Bakımından

1. Türk mahkemelerinin yargı hakkı mevcut mu?

 Mevcut  Mevcut değil

Kısaca yapılan işlem……………………………………………………

2. Yargı yolu caiz mi?

 Caiz  Caiz değil

Kısaca yapılan işlem………………………………………………………………

3. Mahkeme görevli mi?

 Görevli  Görevli değil

Kısaca yapılan işlem………………………………………………………………

4. Yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkeme yetkili mi?

 Kesin Yetki Yok    Yetkili  Yetkili değil

Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

5. Taraflar, taraf ehliyetine sahip mi?

 Taraf ehliyeti var    Taraf ehliyeti yok

Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

6. Taraflar dava ehliyetine sahip mi?

 Dava ehliyet var    Dava ehliyeti yok

Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

7. Kanuni temsilci atanması gereken hallerde bunun gereği yerine getirilmiş mi ya da temsilci gerekli niteliğe sahip mi?

 Kanunî temsilci söz konusu değil  Temsilcide eksiklik yok

 Temsilci de eksiklik var

Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

8. Dava takip yetkisinin söz konusu olduğu hallerde bu tamam mı?

 Dava takip yetkisi sorunu yok  Dava takip yetkisi sorunu var

Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

9. Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekil davaya vekalet ehliyetine sahip mi ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamesi mevcut mu?

 Vekil Yok  Vekâlet ehliyetinde sorun yok

 Vekâlet ehliyetinde sorun var

Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

10. Davacı yatırması gereken gider avansını yatırmış mı?

 Gider avansı yatırılmış    Gider avansı yatırılmamış

Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

11. Teminat gösterilmesi gerekiyor mu, bu karar yerine getirilmiş mi?

 Teminat göstermek gerekmiyor  Teminat gösterilmiş

 Teminat gösterilmemiş

Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

12. Davacının, dava açmakta hukuki yararı mevcut mu?

 Hukukî yarar mevcut    Hukukî yarar mevcut değil

Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

13. Aynı dava, daha önceden açılmış ve halen görülüyor mu (derdest mi)?

 Derdestlik yok    Derdestlik var

Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

14. Aynı dava hakkında daha önce verilmiş kesin hüküm var mı?

 Kesin hüküm yok    Kesin hüküm var

Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

15. Özel dava şartı mahiyetinde başkaca bir dava şartı var mı?

 Özel dava şartı yok    Özel dava şartı var ve dava şartı mevcut

 Özel dava şartı var ve dava şartı mevcut değil

Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

B) İlk İtirazlar Bakımından

1. Yetki itirazı yapılmış mı ve sonucu nedir?

 Yetki itirazı yok

 Yetki itirazı var ve mahkeme yetkili

 Yetki itirazı var mahkeme yetkisiz

Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

2. İşbölümü itirazı yapılmış mı ve sonucu nedir?

 İşbölümü itirazı yok

 İşbölümü itirazı var ve dava mahkemenin işbölümünde

 İşbölümü itirazı var ve mahkemenin işbölümünde değil

Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

3. Tahkim itirazı yapılmış mı ve sonucu nedir?

 Tahkim itirazı yok

 Tahkim itirazı var ve itiraz yerinde

 Tahkim itirazı var ve itiraz yerinde değil

Kısaca Yapılan işlem……………………… ……………………………

C) Tarafların İddia ve Savunmaları ile Uyuşmazlık Noktaları Bakımından

 Davacının iddiaları özetle tutanağa geçirilmiştir

 Davalının savunmaları özetle tutanağa geçirilmiştir

 Tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde uyuşmazlık noktaları somut olarak tutanağa geçirilmiştir

D) Tarafların Sulh Olup Olmadıkları ve Sonucu Bakımından

 Taraflar sulh olmamışlardır

 Taraflar sulh olmuşlardır

E) Esasa İlişkin Süreler Bakımından (Süreler bakımından sorun olup olmadığı tespit edilip, bu konudaki karar ise ilk tahkikat duruşmasının başında verilecektir)

 Hakdüşürücü süre veya zamanaşımı def’i söz konusu değildir

 Hakdüşürücü sürenin incelenmesi gerekmektedir

 Zamanaşımı def’i vardır ve incelenmesi gerekmektedir

Hâkimin İmzası

Hüküm ve Davaya Son Veren Taraf İşlemleri

BEŞİNCİ KISIM

Hüküm ve Davaya Son Veren Taraf İşlemleri

BİRİNCİ BÖLÜM

Hüküm

Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi

MADDE 294- (1) Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür.

(2) Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.

(3) Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.

(4) Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir.

(5) Hükmün tefhimini, duruşmada bulunanlar ayakta dinler.

(6) Hükme ilişkin hususlar, niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da uygulanır.

Hükmün müzakeresi

MADDE 295- (1) Hüküm, gizli müzakere edilerek hazırlanır ve alenen tefhim olunur.

(2) Hükmü, yargılamanın sona erdiğinin bildirildiği duruşmada hazır bulunan hâkim veya hâkimler verir. Bu şekilde hüküm verebilecek hâkimlerin tamamı hazır bulunmadıkça hüküm hakkında görüşme yapılamaz.

(3) Hükmün müzakeresi sırasında, yargılamanın sona erdiğinin bildirildiği duruşmada hazır bulunan hâkim bulunmuyorsa, gerekli görüldüğü takdirde tarafların sözlü açıklamaları tekrar dinlendikten sonra müzakere edilir ve hüküm verilir.

Hükmün oylanması ve yeter sayı

MADDE 296- (1) Toplu mahkemelerde hüküm hakkındaki müzakereyi mahkeme başkanı idare eder. Müzakereyapıldıktan sonra, başkan, müzakereye katılan en kıdemsiz üyeden başlayarak her üyenin ayrı ayrı oyunu alır ve en son kendi oyunu açıklar.

(2) Hüküm, oy çokluğu ile de verilebilir.

Hükmün kapsamı

MADDE 297- (1)Hüküm“Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:

a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.

b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.

c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.

ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.

d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.

e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.

(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.

Hükmün yazılması

MADDE 298- (1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır.

(2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.

(3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir.

(4) Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.

Hükmün imza edilememesi

MADDE 299- (1)Hüküm sonucu tefhim edildikten sonra gerekçeli kararimzalanmadan, hâkim ölür veya herhangi bir sebeple imzalayamayacak hâle düşerse, yeni hâkim, tefhim edilen hükme uygun olarak gerekçeli kararı bizzat yazarak imzalar. Toplu mahkemelerde böyle bir durumun gerçekleşmesi hâlinde, hüküm diğer hâkimler tarafından imzalanır ve başkan veya en kıdemli hâkim tarafından, hükmün altına diğer hâkimin imza edememesinin sebebi yazılarak imza olunur.

Hükmün korunması

MADDE 300- (1) Hükme katılan hâkimlerle zabıt kâtibinin imzalarını ve mahkeme mührünü taşıyan hüküm arşivde korunur.

Hüküm nüshası

MADDE 301- (1) Hüküm yazılıp imza edildikten ve mahkeme mührü ile mühürlendikten sonra, nüshaları yazı işleri müdürü tarafından taraflardan her birine makbuz karşılığında verilir ve bir nüshası da gecikmeksizin diğer tarafa tebliğ edilir. Hükmün bir nüshası da dosyasında saklanır.

(2) Taraflardan her birine verilen hüküm nüshası ilamdır.

(3) Tarafların elinde bulunan hüküm nüshalarının farklı olması hâlinde karar kartonundaki esas alınır.

İlamın alınması, kesinleşme kaydı ve harçlar

MADDE 302-(1) Taraflar, harcının ödenmiş olup olmamasına bakılmaksızın ilamı her zaman alabilirler.

(2) Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.

(3) 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu dâhil, diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.

(4) Hükmün kesinleştiği, ilamın altına veya arkasına yazılıp, tarih ve mahkeme mührü konmak ve başkan veya hâkim tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir.

Kesin hüküm

MADDE 303- (1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.

(2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder.

(3) Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir.

(4) Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanununun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır.

(5) Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir.

İKİNCİ BÖLÜM

Hükmün Tashihi ve Tavzihi

Hükmün tashihi

MADDE 304- (1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir.

(2) Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir.

Hükmün tavzihi

MADDE 305- (1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.

(2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.

Tavzih talebi ve usulü

MADDE 306- (1)Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur.

(2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir.

(3) Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Davaya Son Veren Taraf İşlemleri

Davadan feragat

MADDE 307- (1)Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.

Davayı kabul

MADDE 308- (1)Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir.

(2) Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur.

Feragat ve kabulün şekli

MADDE 309- (1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır.

(2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir.

(3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir.

(4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.

Feragat ve kabulün zamanı

MADDE 310- (1)Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.

Feragat ve kabulün sonuçları

MADDE 311- (1) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.

Feragat ve kabul hâlinde yargılama giderleri

MADDE 312- (1)Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir.

(2) Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez.

Sulh

MADDE 313- (1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir.

(2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir.

(3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir.

(4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir.

Sulhun zamanı

MADDE 314- (1)Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.

Sulhun etkisi

MADDE 315- (1)Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.

(2) İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanmahâllerinde sulhun iptali istenebilir.